Maraş'ta Kar Yağıyor, Aliağa'da Üşüyorum

İsmail Hakkı Ergün /Gazeteci

Bilgisayarda yapmam gereken işlerim vardı ama bir türlü elim varıp da yapamadım o gece. Çünkü içimde tarif edemediğim bir sıkıntı vardı.

Sebebini bilmediğim bir sıkıntıyla girdim yatağıma.

Sabah gözlerimi bir açtım ki, Kahramanmaraş’ta adeta kızılca kıyamet kopmuş.

Kahramanmaraş’la da kalmamış!

Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay illerimiz adeta yerle bir olmuş.

Tam anlamıyla bir facia…

Tam anlamıyla bir felaket…

Tam anlamıyla bir kâbus…

O sabah, içimden hüngür hüngür ağlamak geliyor-ki ağlasam her şey gelip geçecek gibi geliyor- Fakat ağlayamıyorum.

Ağlamak, üzülmek, feryat etmek ne çare!

Ama üşüyorum!

Karadenizli ünlü sanatçı İsmail Türüt'ün çok sevdiğim bir şarkısında “Edirne’de kar yağsa, Rize’de üşüyorum” dediği gibi…

O sabah Maraş’ta kar yağıyor ve ben Aliağa’da üşüyorum!

Evet, hepimizin yüreğine kor düştü!

Kapkara bulutlar çöktü ülkemizin üzerine.
Birbirinden kıymetli şehirlerimiz yıkıldı.
Güller soldu, bülbüller sustu.
Nice ocaklar söndü, nice canlarımız yitirildi.

Öksüz ve yetim kalan çocuklar var.
Sevdiklerini, yakınlarını kaybedenler var.

10 ilimizde mahşer günü yaşanıyor sanki.

İnsanlar can derdinde! Ama akbabalar gibi üşüşen şakiler de yağma derdinde.

Dayanışma ve yardımlaşma noktasında, acaba Türk Milleti gibi hassasiyetli bir toplum daha var mıdır bu dünyada?

Kocaman yürekli ulusumuz, bir kez daha kanıtladı bütün dünyaya millet olmanın sorumluluğunu.

Kumbaralarında harçlıklarından biriktirdikleri paralarını, afet bölgesi yardım olarak gönderen ilkokul çağında nice çocuklarımızdan tutun da, “Kefen param” diyerek yastığının altında sakladığı birikimini, depremzedelere gönderen nice yaşlılarımıza kadar. 

7’den 70’e herkes…

Bir nebze şifa olmak için çabaladı ve çabalamaya devam ediyor.

Amaaa…

“Biraz daha fazla para kazanalım” diye o binaları sağlam   yapmayanlar da var!

“Cennetten köşk veriyoruz” diye kandırdılar nice masum insanlarımızı. 

Nasıl ki yağmacılar teker teker yakalanıyorsa…

Kusurlu bulunan müteahhitler de adaletten kaçamayacak ve hesap verecekler milletimize.

Bir de yüreklerimizi dağlayan depremde, gereksiz yere yapılan siyaset…

Ah o siyaset yok mu o siyaset…

Tabii ki iktidar sorunlara kendince çözümler üretir, muhalefet de bu çözümlerde
gördüğü yanlışları söyler.

Ama gereksiz yere de siyasette yepılmaz, yapılmamalı.
Acımızı bir atlatalım, enkazdaki canlarımızı kurtaralım.
 
Zamanı gelince de sorumluların sorumluluklarını yerine getirip getirmediğine bakılır elbet.

Mesela…

Yardım kamyonlarının ilk gün deprem bölgesine varamaması ve kar yağışı nedeniyle kapanan yollarda, o yolları açık tutmak gerektiğini bilmeyenler.

İçimden neler yazmak geliyor ama şimdi hiç sırası değil.