Günlük Yaşamımızı Etkileyen 5 Zihinsel Yanılsama

Belgin Kanat

Günlük Yaşamınızı Etkileyen 5 Temel Zihinsel Yanılgı
            AŞIRI BÜYÜTME YA DA KÜÇÜLTME : Birey olup bitenleri gözünde ya büyütür ya da küçültür. Bu duruma aynı zamanda dürbün hilesi de denmektedir. Bireyin elinde bir dürbün var ve yaşadığı olay (örneğin ödevinde hata yapmak), eğer olumsuz ise dürbünün büyük gösteren kısmından bakar. Yapılan durum felaketleştirme olur, birey küçük bir hatasını ‘’eyvah, şimdi herkese rezil olacağım, çok başarısız biriyim, bu bir felaket’’ diyerek devleştirir. Tam tersi durumda ise birey dürbünün diğer tarafını kullanır. Yaşanan olumlu bir olay küçümsenir. Dolayısıyla birey yaşanan olumlu olayları küçültüp, olumsuz olayları devleştirdiğinde kendisini aşağı hisseder. Aslında sorun olaylarda değil, bireyin elindeki dürbündedir.
            DUYGUSAL MANTIK YÜRÜTME : Birey duygularına dayanarak mantık yürütme eğilimindedir. Duyguları gerçeğin bir kanıtı olarak algılama yanılsamasıdır. Bu zihinsel çarpıtma oldukça tehlikelidir. Bireyin duyguları, onun düşünce ve inançlarını yansıtır. Düşünce ve inançları çarpıtılmış olan bireyin duygularının da öyle olması beklenir. Dolayısıyla, duygularının da bir geçerliliği yoktur. Duygusal mantık yürütme depresyonda çok sık rastlanır. Depresyonda olan bireye hayatındaki her şey olumsuz geldiğinden gerçekten de her şeyin öyle olduğunu var sayar ve buna inanır. Duygularını yaratan düşüncelerinin geçerliliğini sorgulamaya bile çalışmaz. Birey ‘’kötü hissediyorum, öyleyse kötüyüm’’ , ‘’bunalıyorum ve çok umutsuzum bu yüzden hiçbir şey değişmeyecek’’ , ‘’kendimi başarısız hissediyorum öyleyse ben başarısız bir insanım’’ gibi duygularından çıkarımlar yaparak bunlara inanır.
            -MELİ, -MALI İFADELERİ : Olmalı, olmamalı, olmak zorunda gibi ifadelerin sıklıkla kullanıldığı cümleler diliniizn bir parçası ise siz de bir -meli, -malı’cı olabilirsiniz.
 ‘’Şunu da yapmalıyım’’ ,  ‘’bunu da bitirmeliyim’’ , ‘’kötü görünmemeliyim’’ , ‘’düzenimi asla bozmamalıyım’’ gibi kesin ve lazımcı yaklaşımlar ile birey kendisini motive etmeye çalışır. Lakin, motive etmekten ziyade bir süre sonra ilgisiz ve isteksiz hisseder. Bireyin davranışları -meli, - malı ‘lar ile belirlenmiş hedeflerinin altına düştüğü zaman birey utanç ve suçluluk hisleri ile baş etmek zorunda kalır. Veya -meli, -malı ifadeleri diğer insanlara yöneltildiğinde ve beklenen sonuç alınamadığında birey kendisini kızgın ve karşı tarafı azarlama isteği içerisinde bulabilir. Bu noktada birey  beklentilerini gerçeklik ile uyumlu hale getirmelidir aksi taktirde başkalarının davranışlarından dolayı hayal kırıklığı yaşamaya devam edecektir.
            ETİKETLEME : Bireyin hatalarına dayanarak kendisini tamamen olumsuz şekilde yargılamasıdır. Aşırı genellemenin ilerlemiş hali olarak karşımıza çıkar. Birey yaptığı hatalar ile kendisini ölçme eğilimindedir. Etiketleme yapan bireyler genellikle ‘’ben bir…..’’ kalıbını kullanırlar. Örneğin, borsada aldığı hissesi düşünce ‘’hata yaptım’’ yerine ‘’ben bir hiçim, ben bir aptalım’’ diyerek kendini yargılar. Etiketleme yıkıcı ve tehlikelidir, kişinin özsaygısını zedeler, aynı zaman da mantıksızdır da.
            SUÇLAMA : Bu bilişsel hatayı sıklıkla yapan bireyler sorunu çözmek yerine kusur bulma eğilimindedirler. Hiçbir nedene dayanmaksızın olumsuz bir olayın sorumluluğunu alma veya bu sorumluluğu başka bireylere yükleme olarak karşımıza çıkar. Birey gerçekleşen olumsuz olayın kendi yetersizliğinden ortaya çıktığı sonucuna varabilir. En tanııdık örenklerden biri, çocuğunun yeterince çalışmadığını gören bir annenin hızlıca karar vererek ‘’ben kötü bir anneyim, bu benim başarısızlığım, iyi bir anne olamadım’’ gibi suçlamalarda bulunmasıdır. Bu durum bireyin ‘’etki’’ ile ‘’kontrol’’ü biribirine karıştırdığını gösterir. Bireyler bireyleri veya olayları etkileyebilir lakin, kendisi dışında gerçekleşen olayları kontrol edebilmek gerçekçi değildir. Birey, bir satıcı rolü ile müşteriyi etkiler fakat mantıken hiç kimse satıcıdan müşterinin kontrolünü talep edemez. Başka birinin yaptığı bireyin değil, yapanın sorumluluğundadır. Tam tersi de gözlenebilir. Bazen birey, kendi kontrolünde gerçekleşen olayların sorumluluğunu almak istemez ve bu sorumluluğu başkalarına yükleyerek suçluluk duygusundan kaçınabilir. Örneğin; yeterince ders çalışmadığını bilerek girdiği sınavdan düşük not alan öğrenci ‘’öğretmenim düşük not verdi’’  veya ‘’öğretmenim sınavı çok zor hazırlamıştı’’ gibi ifadeler ile sorumluluğundan kaçmaya çalışabilir. Gördüğümüz gibi suçlama hem bireyin kendisine yönelik hem de başkalarına yönelik olabilir.

Zihninizi şimdi yeniden gözden geçirin. Siz bunlardan hangisini veya hangilerini yapıyorsunuz?
Zihinsel hatalarımızı fark edelim çünkü fark etmek çözümü giden yolun ilk adımıdır.
Uzman Psikolog ve Aile Danışmanı BelginKanat
.
.
.
@menemenpsikolog
#menemenpsikolog